15 Şubat 2010 Pazartesi

KURU KÖFTE:

Sevgili arkadaşlarım,dostlarım hepinize günaydın;
Dün sizlere diyette oldugumu yazmıştım. Ögleden sonra tüm diyet malzemelerımı almak ıcın bır markete gıttım. Dönüş yolunda ne yazıkkı , kırmızı ışıkta önumdekı araca çarptım. Yeşil ısık yandıgı ve ilerledigimiz bir  anda önumdekı arac bır anda cok anı bır fıren yaptı , onundekı aracı kılpayı vurmadan kurtuldu ama ne yazıkkı ben o şansa sahip olamadım.. Tabı bendekı panıgı hıc sormayın . 3 yasındakı oglum Deniz Emrenın nasıl korkup agladıgını  ve benım etrafıma dolusan ınsanlarla o panıgı daha bır derınden nasıl yasadıgımı tahmın edersınız.. 19 yıldır araba kullanıyorum. Ve belkı size  tuhaf gelecek  19 yıl boyunca benı bır tek polis memurunun durdurup da ehlıyet ruhsat lütfen demeyen, tek bır cezam olmayan, gercekten usta şöför oldugumu kesın kanıtlayan bunuda  Antalyaya o virajlı yollara 4 kez  gıderek kanıtlayan ben (Antalya yolu benı tuttugu ıcın eşime vermiyorum:)), bir anlık dalgınlıkla önumdekı arabaya arkadan çarptım. Hala dusunuyorum nasıl oldu, şaşıyorum. Belkıde dıyette oldugum ıcın kan şekerım dustu dalgınlık oldu dıyorum ve baskada bır açıklama getıremıyorum. En cok üzüldugum noktada eşime 19 yıl boyunca sureklı kazam yok deyıp,gururlanıp, hava atmam ve bu itibarımın sarsılması. Aslında çok usta şöför oldugumu ve herzaman kendıme cok fazla güvendıgımı söylesede bazı zamanlarda kızdırmadan duramayan eşim artık her fırsatta benımle dalga gececek ve benı kızdıracak. . Şimdi bu itibar ne yazıkkı çizildi:))
Kazaya gelınce aslında kaza denmez , çunku ıkı taraftada herhangı bır göçük olusmadı. Benım arabada sadece plakanın, hertarafı egri bir şekilde yere dustu, karsı araçta ıse dıstan bakınca bırsey yoktu ama sadece bagajı kapanmıyordu. Hemen servise gittik.Tüm prosedürleri tamam ladık. Neysekı ıyı bır beyefendıye rastladımda sorun olmadan anlastık ve ayrıldık. Allah herkesın yolunu açık etsin diyorum ve tarıfıme geciyorum.

KURU KÖFTE
Malzemeler:
1 kg az yaglı  kıyma,
Ekmek içi (kurutulmuş, blendırdan geçirilmiş)
2 adet soğan,
Yeteri kadar tuz,
karabiber,
1 adet yumurta,
İstege baglı kırmızı biber.
Hazırlanışı:
Soganlar çok ince olarak küp küp dogranır.  Kıyma, yumurta , çekilmiş ekmek,  tuz,  karabiber de ilave edilerek yoğrulur ve elle köfte şekline getirilir. Daha sonra kısık ateşte kızarana kadar pişirilir. Pişen köfteler yagını emmesı ıcın havlu kagıdın üzerine alınır. Daha sonra servis tabagına alınarak arzuya göre servis yapılır.
Afiyet Olsun...






Arkadaşlar,dostlar,lezzetseverler, BEN DİYETTEYİM.. :)
Bu siteyi açtıgım 3.5 ay zarfında tam 4 kılo almısım. Ogun bugundur, pişiriyorum,yiyip içiyorum, hiçbirşeye dikkat etmiyorum ve hominigırtlak gidiyorum. 2-3 günde bir tartılara çıkan, dikkat eden, spor yapan  ben tartıya çıkmaz olmuştum. Bir nevi tartımla  köşe kapmaca oynuyordum:)) Tartıyı gördüğümde kaçıyorum, sağımdan solumdan pırtlayan fazlalıklara aldırmayıp, şişkinliktir şişkinlik gibi sözlerle geçiştirip umursamaz bir hal sergiliyordum. Ta ki geçen gün tartıda gerçekle yüzleşene kadar. İbre gittikçe yükseliyordu ve benim acil bir önlem almam gerekiyordu. Geçmişte ciddi kilolar almış ve bir gayretle o kilolardan  ogullarımın sünnetinde giyecegım gece elbisesine sıgacagımı hayal edip kurtulmuştum. Aslında hayalın ötesınde gidip begendıgım elbiseyı 42 bedende ıken 38 bedende elbise alarak başarmıstım. Gayret edip o elbiseye girebilmiş ve amacıma ulaşabilmiştim.. Ama o verdigim 7 kilonun hepsi fazlasıyla gelmiş yakama yapışmıştı . Pazartesi yani bugun diyete gireceğimden hazırlık olsun diye dün tam 6 tane lahmacun yedim. Nasıl hazırlık bu dediğinizi duyar gibiyim:)))Bir nevi benim için sahalara veda anlamına geliyordu. Yani yine benden birşeyler eksilecekti diyette oldugum zaman içinde:))
Bugün yepyeni  bir güne uyandım. Sabah kahvesi ile birlikte diyete başladım. Diyet programımı sağ tarafta gördüğünüz "Yaklaşmayın Diyetteyim" bölümünden hergün takip edebilirsiniz. Bugün 1. günüm .bakalım gercekten çok inançlıyım.
Peki dıyeceksınız nasıl bır anda böyle bır karar aldın dıye Kilo vermem gerek, diyetteyim dediğimde “kimse ihtiyacın yok saçmalaaamaaa” demiyordu ve  demekki  bir sorun vardı:))) Kırmızı alarm çanları çalmaya başlamıstı. Ama asıl bir anda diyete baslamamın nedenini anlatmak ıstiyorum arkadaslar.Apartmanda bir komşum var. Ve dun onu gordugumde ınanılmaz bır şok yasadım. Çalışan bir bayan oldugu için sanırım 2 aydır karsılasmıyorduk. Tam 15 kılo verdıgını söyleyınce gercekten ınanamadım. Öyle çok zayıflamıstıkı, bu beni çok etkıledı. Ben çok azımlıyımdır aslında. Kafama koydugum bır seyı mutlaka ama mutlaka yaparım. Sadece ınanıp, çok ıstemem lazım. Zayıflamayıda çok ıstedıgım ıcın hemen bugun bu dıyete (isveç Diyet) başladım. Bakalım nasıl böyle lezzetler yapıp, sunup, birde dıyete devam edecegim. Size gunluk bıldırecegım.
AFİYETLE VE FORMDA KALMANIZ ÜMİDİYLE..

14 Şubat 2010 Pazar

EV İŞİ FINDIK LAHMACUN:


MALZEMELER:
Hamur için:
4 su bardağı un (eklemeniz gerekirse ilave ediniz)
1 çorba kaşığı toz maya (1 kahve fincanı şekerli ılık süt ile 5 dk. kabartılmış)
1/2 çay bardağı sıvı yağ
1/2 Tatlı Kaşığı Toz Şeker
2 yemek kaşıgı yogurt
2 çay kaşıgı tuz
Yeteri kadar ılık su (ben 2 su bardağı ile başlayıp gerekirse ilave ediyorum)

İç harç:
500 gr orta yağlı koyun kıyması,
250 gr. ince ince kıyılmış kuru soğan,
2 adet orta boy domates (soyulup,küp küp doğranmış)
1/2 demet ince kıyılmış maydanoz
2 yemek kaşığı biber salçası
Pul biber
1 yemek kaşığı tepeleme yumuşak margarin
Tuz
Karabiber

YAPILIŞI:
İç harç için gerekli tüm malzemeler derin bir kapta el ile iyice yoğrularak, harmanlanır ve  üstü kapalı olarak biraz bekletilir. Bu arada geniş bir kabın ortasına un konur, ortası havuz gibi açılır.Ortasına sütlü maya , tuz ,Yağ , ılık su ilave edilerek yumuşak bir hamur hazırlanır, kabarıncaya kadar üstü nemli bir bezle kapalı olarak bekletilir. Kabaran hamurdan ceviz büyüklüğünde bezeler alınır, merdane ile ince açılır, harç el ile azar azar yayılır, yağlı kağıt ile kaplanmış tepsiye dizilen lahmacunlar, önceden 200 derecede ısıtılmış fırında üstleri kızarana kadar pişirilir.

13 Şubat 2010 Cumartesi

AŞK KURABİYESİ:


Sevgili arkadaşlarım bugün gündem konumuz , Sevgililer Günü; sevgi , aşk, kırmız gül , kırmızı kalpler , pembe pembe pastalar.Şimdi 14 şubat sevgililer günü olması vesilesiye ,sözlerime şöyle devam etmek istiyorum.Tüm dostlarımın,arkadaşlarımın,  ve şu an bu yazıyı okuyan tüm lezzet severlerin sevgililer gününü buradan, canı gönülden kutluyorum..
''Bazen oyle birisi cikar ki karsiniza, oyle bir zamanda girer ki hayatiniza, daha onceki iliskilerinizde yasadiginiz tum olumsuzluklari unutturur birden . Ne kadar korusaniz da kendinizi bir kez daha aci cekmemek icin, karsi koyamazsiniz duygulariniza. Cok fazla direnmez ve butun kapilarinizi acarsiniz ona. Ve hadi dersiniz "gel iceri, gel ve askini ispatla bana". Beklediginiz yada şu an inandıgınız kişinin dogru kişi olması ve sevginizin bir ömür boyu sürmesi dileklerimle''...
Konu sevgi oluncada,  bu konu ile ilgili Can Dündar'ın en sevdigim şiiriyle sözlerimi noktalıyorum.

Sevgi emekmiş...
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş..
Can yücel

Malzemeler:
25 gr yumuşak kurabiye,
110 gr şeker,
3 su barağı un,
1 yumurtanın sarısı,
1 paket kabartma tozu,
Yarım su bardagı bal


Yapılışı:
Terayag, şeker ve yumurta sarısını mikserle iyice çırpın. Bal, un ve kabartma tozunu ekleyin. Gerekirse un ilavesi yapınız.
Hamuru unlanmış tezgahta 5 mm kalınlıgında açın. Kalıpla keserek yaglı kağıt serili tepsiye dizin ve önceden ısıtılmış 160 dereceye ayarlı fırında 10-15 dk pişirin. Sogumaya bırakın.
Şeker hamurunu elinizel yumuşatıp merdaneyle açın. Aynı kalıpla parçalar çıkarın. Kurabiyenin üzerine incecik bal sürün. Gıda boyalarıyla renklendırdıgınız şeker hamuru ile süsleyip, hamurlar donunca servis yapınız.

12 Şubat 2010 Cuma

AKDENİZİN YERLİSİ KEÇİBOYNUZU(HARNUP)


Ilıman iklimlerde yetişen keçiboynuzunu yeniden keşfetmenin ve asırlardır insanlığın hizmetindeki bu meyveyle şifa bulmanın tam vakti.
Akdeniz'in yerlisi keçiboynuzu, Mısırlılardan günümüze kalan hiyerogliferde görebileceğimiz birkaç meyveden biri. Musevilerin TuBişvat bayramının geleneksel yiyeceği keçiboynuzuna, Hıristiyanlar Aziz John'un ya da Yakup Peygamber'in ekmeği adını veriyor. 1930'lardaki İspanya İç Savaşı'nda ve İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman işgaline uğrayan Yunan Adaları'nda, halkı açlıktan ölmekten kurtaran tek şey, orada yetişen keçiboynuzuydu.
Doğada ağırlığı değişmeyen çok az tohumdan biri keçiboynuzu tohumu. Dört tanesi bir dirhem eden tohumları, yüzyıllar boyunca Araplar, Selçuklular ve Osmanlılar tarafından elmas gibi değerli taşları tartmak için kullanıldı. Keçiboynuzu, Lokman Hekim'in değer verdiği bitkilerden biri aynı zamanda. Hikâye Anadolu'nun farklı köşelerinde, başka bitkiler için de anlatılsa da doğruluk payı olma ihtimali yadsınamaz: Yolu Akdeniz taraflarına düşen Lokman Hekim, keçiboynuzu ağaçlarını görünce şöyle der: "Buranın halkının bana ihtiyacı yok çünkü burada keçiboynuzu var..." Anadolu'da 'harnup' ya da 'boynuz' olarak bilinen meyve tarih boyunca ne kadar önemsenmişse de artık, geçmişteki kadar yer almıyor hayatımızda.
İlk 15 yıl meyve vermeyen ve Kıbrıs, Libya, Malta, İtalya, Suriye, Fas, Tunus, Cezayir, Yunanistan ve Türkiye gibi ülkelerin ılıman Akdeniz iklimini seven keçiboynuzunun meyvesi neredeyse bir yılda olgunlaşıyor.
Türkiye'de en çok Antalya, Mersin ve Muğla'da yetişen meyve, şekerin kolay bulunmadığı zamanlarda, tatlandırıcı olarak kullanılıyordu.
Kolesterol ve kafein içermeyen keçiboynuzu, kakaoyu andıran aroması ve içindeki balıyla çikolata ve tatlı yiyemeyenlerin imdadına yetişiyor.
Cinsel gücü artırdığı, içindeki gallik asit nedeniyle astım hastalarına iyi geldiği biliniyor. Uzun süre tok tutan keçiboynuzu meyvesinden yapılan pekmez de sindirim problemi çekenler için en doğal ve lezzetli deva.
Sigarayı bırakanlar içinse güçlü bir balgam söktürücüdür.

11 Şubat 2010 Perşembe


TAŞINDIM!!!!
Merhaba sevgili arkadaşlarım;
Uzun süredir aklımda olan kişisel yemek siteme geçişimi tamamlamış bulunmaktayım. Yaklaşık 3
aydır kullandığım ''blogspot'' altyapısından bloğumu ''com''altyapısına geçiriyorum ve bundan sonraki yazılarımı ,tariflerimi, http://www.cemilecelezzetler.com adresinde yazıyor ve yayına devam ediyor olacagım.
Yeni adresimde görüşmek dileğimle,
Sevgiyle ve Afiyetle kalınız.
Cemile Okşar

YOGURTLU, MAYONEZLİ KARNABAHAR:

Günaydın lezzet sever arkadaşlar;
Facebook'ta tanıştıgım, 2 gün önce tanısmamıza ragmen yüreginin sıcaklıgını ve samimiyetini,sevgisini  derınden içimde hissettigim,  merak ettiğim, karşılaşmayı çok istedigim, bir bayan http://kutsalsofra.blogspot.com/.
 2 gün ugraştım; temamı nasıl degiştirecegimi, arşivi nasıl  taşıyacağımı ve nasıl kategorilendireceğimi bilmiyordum.  Sevgili (Kutsal Sofra-Kutsal Çeyiz), sitemdeki yeni sayfa düzenini bana hiçbir çıkar gözetmeden yapmamda yardımcı oldu. Ve şu andaki sitemin teması oluştu. Kendisine buradan tekrar tekrar teşekkürlerimi sunmak istiyor ve dostlugumuzun daim olmasını diliyorum...
Gelelim bugunkü tarifimize:

Malzemeler:
1 adet küçük karnabahar,
2,5 bardak yoğurt,
3-4 kaşık mayonez ,
Kırmızı biber,
2 diş sarımsak,
Biraz sıvı yag,
Tuz .


Yapılışı:
Karnabaharı parçalara ayırıp, yıkayın ve buharda veya tencereye bir parmağı geçmeyecek şekilde su koyarak haşlayın. Soğuduktan sonra, servis tabağına alın. Ayrı bir kapta mayonezi,yogurdu ,tuzu, ve sarımsaklarımızı ekleyip karıştırın. Servis tabagımızdaki karnabaharlarımızın üstüne dökün.Bir tavada yag ve kırmızı biberimizi yakınız ve üzerine dökünüz.
Afiyet olsun..

10 Şubat 2010 Çarşamba

TERBİYELİ TAVUK ÇORBASI:


Sevgili lezzet sever dostlarım,arkadaşlarım;
Bu çorbayı  annemden ögrendim. Ben çok kücük bir çocukken en sevdigim çorbaydı, halada en sevdigim çorba. Tadi ayni iskembe corbasina benziyor; ama icinde iskembe yerine tavuk var. Iskembe corbasini sevmeyenler icin guzel bir alternatif.  Iste tarif:


Malzemeler:
1 adet tavuk butu
5 s.b. su
4 y.k. yogurt
1 adet yumurtanin sarisi
1 1/2 y.k. un
2 - 3 dis sarmisak (dovulmus)
2 y.k. tereyag
1 c.k. pul biber
1 c.k. kuru nane
Tuz,
Sirke (arzuya gore)
Yapilisi:
Tavugu haslayip kemiginden ayirin ve kucuk kucuk dograyin.
Bir kasede yumurta ve yogurdu cirpin ve bir kenarda bekletin. Tencereye unu ekleyip kokusu cikana kadar kavurun. Tavuk suyunu ekleyip (kaynadiktan sonra yaklasik 4 bardak kaliyor) karisim homojen olana kadar cirpin ve kisik ateste kaynayana kadar, arada bir karistirarak pisirin.
Kaynamaya basladiktan sonra corbadan bir kac kasik alarak terbiyeye ekleyin ve karistirin. Daha sonra terbiyeyi yavas yavas corbaya ekleyin ve kayanamaya baslayinca kadar karistirarak pisirin, sarmisagi ekleyin ve puruzsuz olmasi icin blendirdan gecirin.
Tavuklari ekleyip bir kac tasim daha kaynatin ve atesten alin. Tuzunu ekleyin. Yagi bir tavada kizdirip biber ve naneyi ekleyin. Servis yapmadan once biberli yag ve sirke ile susleyin.
Afiyet sifa olsun!

ŞİFALI BİTKİLER(ÇÖREK OTU)

Merhaba, yemek sever doslarım ve arkadaşlarım.
Bundan böyle sizlere şifalı otlarmızı ve baharatlarımızı , ınternetten edındıgım bilgiler işigında tanıtmaya çalışacagım.
Poğaçalarımızın, böreklerimizin ve adı üstünde çöreklerimizin süsü çörek otu aynı zamanda pek çok hastalığın da devası. Halk arasında nazara iyi geldiği inancının yanısıra şifâhen birçok hastalığın tedavisindede kullanıldığı bilinmektedir.Yapılan araştırmalar bu şifâhi kültürün haksız olmadığını ortaya çıkartmıştır.
Mide ve bağırsaktaki gazları söker, hazmı kolaylaştırır, iştah açar; ekmek ve keklere katılırsa da şişlik yapmaz.
Böbrekteki kum ve taşları döker; şerbeti içilir veya 4 bardak suya 3 çorba kaşığı çörek otu dövülerek konur, üzerine 1 çay kaşığı sözme bal konur. Kaynatılıp süzülür. Günde üç kere 1′er çay bardağı içilir.
Felç ve kazıklı hummaya (tetanoz) faydalıdır; çörek otu yağı burundan faydalıdır.
Öksürük, balgam, nefes darlığı ve romatizmaya faydalıdır; balla karıştırılıp yenir veya macun yapılır. Grip ve nezleye, baş ağrısına; yağı burundan damlatılır veya çörek otu bir müddet sirke içinde bekletildikten sonra alınarak toz haline getirilir, enfiye gibi burna çekilir veya tohumları kavrulur, tütsüsü burna çekilir.
Kulak için, sonradan meydana gelen üşütme, rüzgâr alma, iltihap tıkanıklıklarında; çörek otu yağı kulağa damlatılır.
Diş ağrısı ve diş iltihaplanmalarında kullanılır; çörek otu sirke ile kaynatılıp ağızda gargara yapılır.
Bağırsak ve karındaki kurt, parazit ve solucanları öldürür; sirke ile kaynatılıp aç karnına içilir.
Basura faydalıdır; sirke ile kaynatılıp basura sürülürse veya yakılır elde edilen külü içilir veya acı kavun suyu ile merhem yapılır sürülürse faydası görülür.
Vücudun muhtelif yerlerinde sızısı olanlar; sabunlu sıcak su ile yıkanır, çörek otu kavrularak dövülür ve yıllanmış zeytin yağı içine konur. Bu yağ sızılı kimsenin tepesinden ayağına kadar sürülür, hasta giydirilir. Soğuk rüzgâr değmeden yatağa yatırılır, iyice terletilir. Hasta terledikten sonra sızılar geçer ve vücut ipek gibi olur.
Sivilce, uyuz, egzama gibi cilt hastalıklarına faydalıdır; çörek otu sirke ile kaynatılıp sürülebilir
Vücuda kuvvet ve zindelik verir; bal ile macun yapıp yenebilir. Kan yapıcıdır; her sabah kuru üzümle beraber yenmeli.
Çocukların gaz ve sancılarında; bir miktar çörekotu tohumu, bir tane hindistan ceviziyle de dövülür ve tülbente konup, çocuğun ağzına tutularak emzirilir.
Kadınların hayzını söktürür. Anne sütünü artırır; balla yenmeye devam edilmelidir. Unutkanlığa faydalıdır, balla macun yapılıp yenmeli.
Saçları besler, kepeği önler; çörek otu yağı saçlara sürülür.
Çörek otu tütsüsü haşereleri öldürür.
Çörek otu ürünleri (yağ ve ezilmiş bal karışımlı) hamilelik devresindeki şikayetleri azaltır. Yan tesiri olmayıp, bu devredeki hanımlara ve bebeklerini ana sütüyle besleyenler için süt kalitesinin bebeğe daha yarayışlı olmasını sağlar.
Egzamalı deriye sık sık çörek otu yağı sürüldüğünde deri çabuk iyileşir. Yine deri hastalıklarında mikrop öldürücü tesirinden dolayı çok fayda verir.
Çörek otu, müzmin hastalıklarda şaşırtıcı iyileşmeler sağlar. Çocuklarda özellikle sinir ve deri hastalıklarına, astım ile alerjiye iyi gelir.

9 Şubat 2010 Salı

AŞK PASTASI..

     Sevgili arkadaşlarım ve dostlarım;
Dün tarafıma gelen bir mail ile bu pastayı yapma fikri bir anda ortaya çıkıverdi. Bana gelen mailde şunlar yazıyordu.
     ''Bildiğiniz gibi 14 Şubat Sevgililer Günü yaklaşıyor. Biz de Türkiye’nin butik hazır yemek ve catering şirketi olarak, çok keyifli bir etkinlik düzenliyoruz. Aşkınız bir pasta, kurabiye veya kek olsaydı nasıl tarif ederdiniz? diye sorduğumuz mini tarif yarışması sonrasında, ücretsiz “Aşkın Lezzetleri Workshop”una katılma şansını yakalayabilir, Keyveni’nin pasta ustaları eşliğinde aşkınıza sevgililer günü hediyenizi kendi ellerinizle hazırlayabilirsiniz.''diyordu
keyveni.com.tr
Ve bende hemen mutfaga geçtim,ve evdeki pasta malzemeleri ile bu pastayı yarattım. Umarım degerlendirmeye alınır ve umarım Keyvenide pasta ustaları eşligindeki bu etkinligekatılma şansına nail olurum. Şimdi 14 şubat sevgililer günü olması vesilesiye ,sözlerimi bir iki cümle ile noktalamak istiyorum.
     ''Bazen oyle birisi cikar ki karsiniza, oyle bir zamanda girer ki hayatiniza, daha onceki iliskilerinizde yasadiginiz tum olumsuzluklari unutturur birden . Ne kadar korusaniz da kendinizi bir kez daha aci cekmemek icin, karsi koyamazsiniz duygulariniza. Cok fazla direnmez ve butun kapilarinizi acarsiniz ona. Ve hadi dersiniz "gel iceri, gel ve askini ispatla bana". Beklediginiz yada şu an inandıgınız kişinin dogru kişi olması ve bir ömür boyu sürmesi  dileklerimle''...

PANDİSPANYASI İÇİN:
125 gr ilgi,
3 adet saadakat,
1 su bardagı hoşgörü,
2 su bardagı aşk tozu,
Yarım su bardagı sevgi iksiri,
1 paket sevgi,
1 paket aşk

ARA KREMASI İÇİN:
Hazır sevgi kreması


ÜZERİ İÇİN:
2 adet saygı,

1 paket anlayış.


HAZIRLANIŞI:
1.Kek malzemenizi bir kaba alıp ilgi ve alaka ile çırpın. Kalp şeklindeki bir kek kalıbını yaglayıp, aşk karışımınızı, kalıbınıza boşaltırken tutku tozu serpmeyi sakın unutmayın. Önceden sevgi ile ısıtılmış 170 dereceki yüreginiizin sıcaklıgı ile, 100 yıl iyice kızarana kadar  sindire sindire pişirin. Soguduktan sonra kalp şeklindeki kalıbımızdan çıkarıp enine dogru, o kalbi kesin..

2.Hazır sevgi kremamızı, üstündeki tarife göre hazırlayın. Ocaktan alıp sogutun. Kekin alt parçasını ,servis tabagına alıp üzerine sevgi kremamızla birlikte ,hislerinizi ve duygularınızı yayın. Diger kek parçasını üzerine, sımsıkı bir şekilde bir daha hiç ayrılmamacasına kapatın. Üzeri için hazırladıgınız iki  paket saygı ve bir paket anlayıstan elde ettigimiz jöleyi, aşk pastamızın üzerine ihtirasla dökünüz.


3.Çekilmiş kıskançlıkları ve dürüstlüğü,; üstünde hiç boş kalmayacak şekilde, yarleştirip buzdolabında soğumaya bırakın...


AFİYET OLSUN.

8 Şubat 2010 Pazartesi

ADANA KEBAP...



GEL KEYFİM GEL!!!!
Eşimle uzun zamandan berı canımız ''Adana kebap ''istiyordu. Bu hafta sonu hava o kadar güzeldi ki, bu havayı degerlendirmek istedik ve ailemle birlikte piknigin yolunu tuttuk. Sanki memleketim Çukurova'ya bahar gelmişti. Gittigimiz piknik alanı çok güzeldi. Yemyeşil çimenler, renkli renkli çiçekler, cıvıl cıvıl kuşlar, önümüzde masmavi deniz, arkamızda yemyeşil agaçlar...
Neyse sözü fazla uzatmadan kebabı nasıl yaptıgıma geçmek  istiyorum. Yemek işlerine bu kadar merak sarmadan önce, kebap yapmanın çok zor olduğuna inanıyordum ama işin başına geçince hiç de öyle olmadığını, işin sırrının sadece güzel bir kaburga etinden çekilmiş kıymada ve yogurmakda oldugunu anladım. Belkı şimdi bu yazımı okuyan  kebap ustaları varsa bana kızacaklar ama inanın hiç zor degil. Tabıkı çok hızlı bır şekilde yapamasamda, dısarıda ne oldugu belirsiz etten yapılmış kebabları yemekten bin kat iyidir diye düsünüyorum. Bir keresınde bır tanıdıkla piknige gitmiştik. Ve begenısını, öyle övgü dolu sözlerle belırtmıstıkı, Adananın en ünlü kebap ustası ''Hasan usta ''yı sollamıssın deyince nasıl gurulandım bilemezsiniz. Tabiki hepsi latife,o tür ustaların eline su dökmek kim ben kim:)))

Malzemeler:
1 kg kaburgadan 1 kez çekilmiş kuzu kiyma
1 çorba kasigi aci pul biber
Tuz
1,5 cm eninde kebap sisleri
Yapılışı:
Kıymayı bir gün önceden, pul biber ve tuzla iyice yogurun. Bir gece dinlendirin. Yogurdugunuz kıymadan avucunuzun aldıgı kadar parçalar kopararak şislere tutturun. Elinize yapısmaması için ara sira avucunuzu ıslatarak bir elinizle şişi tutun, diger elinizle de kıymayı şişe tutturarak, kebabı hazırlayın.
Şşsleri mangala dizip iki taraflı olarak pisirin. Sumaklı ,sogan salatası veya yesil salata ile sıcak olarak servis yapın.
Afiyet olsun…

ADANA KEBAP...



GEL KEYFİM GEL!!!!
Eşimle uzun zamandan berı canımız ''Adana kebap ''istiyordu. Bu hafta sonu hava o kadar güzeldi ki, bu havayı degerlendirmek istedik ve ailemle birlikte piknigin yolunu tuttuk. Sanki memleketim Çukurova'ya bahar gelmişti. Gittigimiz piknik alanı çok güzeldi. Yemyeşil çimenler, renkli renkli çiçekler, cıvıl cıvıl kuşlar, önümüzde masmavi deniz, arkamızda yemyeşil agaçlar...
Neyse sözü fazla uzatmadan kebabı nasıl yaptıgıma geçmek  istiyorum. Yemek işlerine bu kadar merak sarmadan önce, kebap yapmanın çok zor olduğuna inanıyordum ama işin başına geçince hiç de öyle olmadığını, işin sırrının sadece güzel bir kaburga etinden çekilmiş kıymada ve yogurmakda oldugunu anladım. Belkı şimdi bu yazımı okuyan  kebap ustaları varsa bana kızacaklar ama inanın hiç zor degil. Tabıkı çok hızlı bır şekilde yapamasamda, dısarıda ne oldugu belirsiz etten yapılmış kebabları yemekten bin kat iyidir diye düsünüyorum. Bir keresınde bır tanıdıkla piknige gitmiştik. Ve begenısını, öyle övgü dolu sözlerle belırtmıstıkı, Adananın en ünlü kebap ustası ''Hasan usta ''yı sollamıssın deyince nasıl gurulandım bilemezsiniz. Tabiki hepsi latife,o tür ustaların eline su dökmek kim ben kim:)))

Malzemeler:
1 kg kaburgadan 1 kez çekilmiş kuzu kiyma
1 çorba kasigi aci pul biber
Tuz
1,5 cm eninde kebap sisleri
Yapılışı:
Kıymayı bir gün önceden, pul biber ve tuzla iyice yogurun. Bir gece dinlendirin. Yogurdugunuz kıymadan avucunuzun aldıgı kadar parçalar kopararak şislere tutturun. Elinize yapısmaması için ara sira avucunuzu ıslatarak bir elinizle şişi tutun, diger elinizle de kıymayı şişe tutturarak, kebabı hazırlayın.
Şşsleri mangala dizip iki taraflı olarak pisirin. Sumaklı ,sogan salatası veya yesil salata ile sıcak olarak servis yapın.
Afiyet olsun…

7 Şubat 2010 Pazar

''MİMLENDİM''!!!!

Sevgili   ,http://japoncekirdegi.blogspot.com/ arkadaşım beni çok güzel sorularla mimlemiş. Kendisine beni hatırladığı  ve bana bu imkanı sundugu içi müteşekkirim.Buradan kendisine sevgilerimi gönderiyorum. Ve hemen ''mim'' sorularını cevaplamaya geçiyorum..

1-Bloğunuzu ne zaman açtınız ?
22 Ekim 2009'da

2-Bloğunuzda işlediğiniz konular nelerdir?
Muftagım,yemek tariflerim ve yaşamıma dair paylaştıklarım..

3-Bloğunuzla ilgili düşünceleriz?
Yaptığım yemekleri başkalarıyla paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Çok memnunum bulunduğum yerden.  Amatörce başladığım bu hobimi, ileride profesyonel bir yemek sitesi ile sürdürmeyi düşünüyorum.
Blogum hakkında çok güzel şeyler söyleniyor. Eğer olumsuz eleştiriler fazla olsaydı, blogumu erteler kendimi hazır hissedinceye kadar açmazdım. Ama gelen tepkiler olumlu olunca, doğru yolda olduğumu anlıyorum. Ve bundan kelimelerle ifade edemeyeceğim, inanılmaz bir haz duyuyorum.
İçimde hep bir ilgi vardı zaten blog yazmak için. Yapıp yedirmek, takdir görmek arzusunun bir yansımasıydı belki de, bendeki bu ilginin sebebi . İyiki,internette ''Tamek Yemek Yarışmasına'' katılmısım ve iyiki  "Cemilece Lezzetler"adı altında blogumu oluşturmaya  başlamışım. Sorumluluk isteyen bir şey. Ama ben bu işe gönlümü koyarak giriştim. Sevgi ile yaptığınız iş de çok keyifli ve lezzetli oluyor.

4-Bloğunuzda yazdığınız ilk yazı hangisidir?
İlk yazıyı ''Tamek Yemek Yarışmaında 2.ci oldum' 'başlığı altında ,yemek yarışmasına  nasıl katıldıgımdan ,yarışmada  yaşadıgım heyecandan ve kazandıgım hediyelerimden  bahsetmıstım..

5-Sizi izlemeye alan ilk kişi kimdi?
İlk olarak izlemeye alan kişi,Tarifi Yemek sitesınden tanıdıgım saygıdeger Ali Akköz beydır. Kendisine buradan benı sürekli takip ettigi ,izledıgı ve her zaman o sıcacık yorumları ile beni onurlandırdıgı için  Ali beye saygılarımı sunuyorum.

6-İlk yorumu yazan kişi kimdi?
ilk yorum , http://mukonungunlugu.blogspot.com// sahibi sevgili Muko'dan gelmişti.

7-En çok yorum alan yazınız hangisi?
Eşimin dogum günü pastası tarifimde , eşime olan hislerımden bahsettıgım yazım..

8-Beğenildiğini düşündüğünüz yazınız?
Sanırım en begendıgım yazım, oglum Deniz Onur'um ile ilgili yazdıgım yazı...

9-Tarafınızdan düzenlenen etkinlik var mı?
Henüz yok ama  çok isterim. En yakın zamanda bu tür bir etkinlik için calışmalara başlayacagım.

10-Katıldığınız etkinlikler?
51.porselen demlik çay saati etkinliği
Hediye etkinliği

11-1OO'ün katlarında ki üyeleriniz ?
Henüz o kadar üyem yok şu an için 63 izleyicim var. Ama 3 ay olmasına ragmen bu sayı çok hoşuma gidiyor.

12-Toplam yazı adediniz?
62 olmuş.

13-Her gün ziyaret ettiğiniz arkadaşlarınız?
İzlemeye aldığım arkadaşlarımı zaman buldukça ve elimden geldigince ,ziyaret etmeye çalışıyorum..

14-Bloğunuzun size kazandırdıkları nelerdir?
Blogum sayesinde güzel arkadaşlıklar  ve dostluklar edindim ve edinmeyede devam ediyorum. Bu blog sayesınde çok degerlı ustalarla ve ahçılarla tanısma fırsatı buluyorum. Ve sürekli  onlarla fikir alısverısınde bulunuyorum. Çok güzel yorumlar alıyorum.Blogum bana ayrıca  çok güzel hediyeler de kazandırıyor.
Şimdi işin en zor kısmına geldim. Karar vermek çok zor!!!
Ve hemen Mim'i  aşagıdaki blog arkadaşlarıma ve dostlarıma gönderiyorum. Kolay gelsin:)))
http://pembetatlar.blogspot.com/
http://sevdalitatlar.blogspot.com/
http://susamcorekotu.blogspot.com/
http://keyfeseyran-seyran.blogspot.com/
http://miskokululezzetler.blogspot.com/
http://sagliklimutfak.blogspot.com/
http://tatllar.blogspot.com/

''MİMLENDİM''!!!!

Sevgili   ,http://japoncekirdegi.blogspot.com/ arkadaşım beni çok güzel sorularla mimlemiş. Kendisine beni hatırladığı  ve bana bu imkanı sundugu içi müteşekkirim.Buradan kendisine sevgilerimi gönderiyorum. Ve hemen ''mim'' sorularını cevaplamaya geçiyorum..

1-Bloğunuzu ne zaman açtınız ?
22 Ekim 2009'da

2-Bloğunuzda işlediğiniz konular nelerdir?
Muftagım,yemek tariflerim ve yaşamıma dair paylaştıklarım..

3-Bloğunuzla ilgili düşünceleriz?
Yaptığım yemekleri başkalarıyla paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Çok memnunum bulunduğum yerden.  Amatörce başladığım bu hobimi, ileride profesyonel bir yemek sitesi ile sürdürmeyi düşünüyorum.
Blogum hakkında çok güzel şeyler söyleniyor. Eğer olumsuz eleştiriler fazla olsaydı, blogumu erteler kendimi hazır hissedinceye kadar açmazdım. Ama gelen tepkiler olumlu olunca, doğru yolda olduğumu anlıyorum. Ve bundan kelimelerle ifade edemeyeceğim, inanılmaz bir haz duyuyorum.
İçimde hep bir ilgi vardı zaten blog yazmak için. Yapıp yedirmek, takdir görmek arzusunun bir yansımasıydı belki de, bendeki bu ilginin sebebi . İyiki,internette ''Tamek Yemek Yarışmasına'' katılmısım ve iyiki  "Cemilece Lezzetler"adı altında blogumu oluşturmaya  başlamışım. Sorumluluk isteyen bir şey. Ama ben bu işe gönlümü koyarak giriştim. Sevgi ile yaptığınız iş de çok keyifli ve lezzetli oluyor.

4-Bloğunuzda yazdığınız ilk yazı hangisidir?
İlk yazıyı ''Tamek Yemek Yarışmaında 2.ci oldum' 'başlığı altında ,yemek yarışmasına  nasıl katıldıgımdan ,yarışmada  yaşadıgım heyecandan ve kazandıgım hediyelerimden  bahsetmıstım..

5-Sizi izlemeye alan ilk kişi kimdi?
İlk olarak izlemeye alan kişi,Tarifi Yemek sitesınden tanıdıgım saygıdeger Ali Akköz beydır. Kendisine buradan benı sürekli takip ettigi ,izledıgı ve her zaman o sıcacık yorumları ile beni onurlandırdıgı için  Ali beye saygılarımı sunuyorum.

6-İlk yorumu yazan kişi kimdi?
ilk yorum , http://mukonungunlugu.blogspot.com// sahibi sevgili Muko'dan gelmişti.

7-En çok yorum alan yazınız hangisi?
Eşimin dogum günü pastası tarifimde , eşime olan hislerımden bahsettıgım yazım..

8-Beğenildiğini düşündüğünüz yazınız?
Sanırım en begendıgım yazım, oglum Deniz Onur'um ile ilgili yazdıgım yazı...

9-Tarafınızdan düzenlenen etkinlik var mı?
Henüz yok ama  çok isterim. En yakın zamanda bu tür bir etkinlik için calışmalara başlayacagım.

10-Katıldığınız etkinlikler?
51.porselen demlik çay saati etkinliği
Hediye etkinliği

11-1OO'ün katlarında ki üyeleriniz ?
Henüz o kadar üyem yok şu an için 63 izleyicim var. Ama 3 ay olmasına ragmen bu sayı çok hoşuma gidiyor.

12-Toplam yazı adediniz?
62 olmuş.

13-Her gün ziyaret ettiğiniz arkadaşlarınız?
İzlemeye aldığım arkadaşlarımı zaman buldukça ve elimden geldigince ,ziyaret etmeye çalışıyorum..

14-Bloğunuzun size kazandırdıkları nelerdir?
Blogum sayesinde güzel arkadaşlıklar  ve dostluklar edindim ve edinmeyede devam ediyorum. Bu blog sayesınde çok degerlı ustalarla ve ahçılarla tanısma fırsatı buluyorum. Ve sürekli  onlarla fikir alısverısınde bulunuyorum. Çok güzel yorumlar alıyorum.Blogum bana ayrıca  çok güzel hediyeler de kazandırıyor.
Şimdi işin en zor kısmına geldim. Karar vermek çok zor!!!
Ve hemen Mim'i  aşagıdaki blog arkadaşlarıma ve dostlarıma gönderiyorum. Kolay gelsin:)))
http://pembetatlar.blogspot.com/
http://sevdalitatlar.blogspot.com/
http://susamcorekotu.blogspot.com/
http://keyfeseyran-seyran.blogspot.com/
http://miskokululezzetler.blogspot.com/
http://sagliklimutfak.blogspot.com/
http://tatllar.blogspot.com/

''MİMLENDİM''!!!!

Sevgili   ,http://japoncekirdegi.blogspot.com/ arkadaşım beni çok güzel sorularla mimlemiş. Kendisine beni hatırladığı  ve bana bu imkanı sundugu içi müteşekkirim.Buradan kendisine sevgilerimi gönderiyorum. Ve hemen ''mim'' sorularını cevaplamaya geçiyorum..

1-Bloğunuzu ne zaman açtınız ?
22 Ekim 2009'da

2-Bloğunuzda işlediğiniz konular nelerdir?
Muftagım,yemek tariflerim ve yaşamıma dair paylaştıklarım..

3-Bloğunuzla ilgili düşünceleriz?
Yaptığım yemekleri başkalarıyla paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Çok memnunum bulunduğum yerden.  Amatörce başladığım bu hobimi, ileride profesyonel bir yemek sitesi ile sürdürmeyi düşünüyorum.
Blogum hakkında çok güzel şeyler söyleniyor. Eğer olumsuz eleştiriler fazla olsaydı, blogumu erteler kendimi hazır hissedinceye kadar açmazdım. Ama gelen tepkiler olumlu olunca, doğru yolda olduğumu anlıyorum. Ve bundan kelimelerle ifade edemeyeceğim, inanılmaz bir haz duyuyorum.
İçimde hep bir ilgi vardı zaten blog yazmak için. Yapıp yedirmek, takdir görmek arzusunun bir yansımasıydı belki de, bendeki bu ilginin sebebi . İyiki,internette ''Tamek Yemek Yarışmasına'' katılmısım ve iyiki  "Cemilece Lezzetler"adı altında blogumu oluşturmaya  başlamışım. Sorumluluk isteyen bir şey. Ama ben bu işe gönlümü koyarak giriştim. Sevgi ile yaptığınız iş de çok keyifli ve lezzetli oluyor.

4-Bloğunuzda yazdığınız ilk yazı hangisidir?
İlk yazıyı ''Tamek Yemek Yarışmaında 2.ci oldum' 'başlığı altında ,yemek yarışmasına  nasıl katıldıgımdan ,yarışmada  yaşadıgım heyecandan ve kazandıgım hediyelerimden  bahsetmıstım..

5-Sizi izlemeye alan ilk kişi kimdi?
İlk olarak izlemeye alan kişi,Tarifi Yemek sitesınden tanıdıgım saygıdeger Ali Akköz beydır. Kendisine buradan benı sürekli takip ettigi ,izledıgı ve her zaman o sıcacık yorumları ile beni onurlandırdıgı için  Ali beye saygılarımı sunuyorum.

6-İlk yorumu yazan kişi kimdi?
ilk yorum , http://mukonungunlugu.blogspot.com// sahibi sevgili Muko'dan gelmişti.

7-En çok yorum alan yazınız hangisi?
Eşimin dogum günü pastası tarifimde , eşime olan hislerımden bahsettıgım yazım..

8-Beğenildiğini düşündüğünüz yazınız?
Sanırım en begendıgım yazım, oglum Deniz Onur'um ile ilgili yazdıgım yazı...

9-Tarafınızdan düzenlenen etkinlik var mı?
Henüz yok ama  çok isterim. En yakın zamanda bu tür bir etkinlik için calışmalara başlayacagım.

10-Katıldığınız etkinlikler?
51.porselen demlik çay saati etkinliği
Hediye etkinliği

11-1OO'ün katlarında ki üyeleriniz ?
Henüz o kadar üyem yok şu an için 63 izleyicim var. Ama 3 ay olmasına ragmen bu sayı çok hoşuma gidiyor.

12-Toplam yazı adediniz?
62 olmuş.

13-Her gün ziyaret ettiğiniz arkadaşlarınız?
İzlemeye aldığım arkadaşlarımı zaman buldukça ve elimden geldigince ,ziyaret etmeye çalışıyorum..

14-Bloğunuzun size kazandırdıkları nelerdir?
Blogum sayesinde güzel arkadaşlıklar  ve dostluklar edindim ve edinmeyede devam ediyorum. Bu blog sayesınde çok degerlı ustalarla ve ahçılarla tanısma fırsatı buluyorum. Ve sürekli  onlarla fikir alısverısınde bulunuyorum. Çok güzel yorumlar alıyorum.Blogum bana ayrıca  çok güzel hediyeler de kazandırıyor.
Şimdi işin en zor kısmına geldim. Karar vermek çok zor!!!
Ve hemen Mim'i  aşagıdaki blog arkadaşlarıma ve dostlarıma gönderiyorum. Kolay gelsin:)))
http://pembetatlar.blogspot.com/
http://sevdalitatlar.blogspot.com/
http://susamcorekotu.blogspot.com/
http://keyfeseyran-seyran.blogspot.com/
http://miskokululezzetler.blogspot.com/
http://sagliklimutfak.blogspot.com/
http://tatllar.blogspot.com/

6 Şubat 2010 Cumartesi

SEVGİ PASTASI

MALZEMELER;
Keki için;
3 adet yumurta,
1 su bardagı tozşeker,
2 su bardagı un,
Yarım su bardagı süt
1 paket vanilya,
1 paket kabartm tozu.

Krema için;
Bir buçuk su bardagı süt,
1 adet yumurtanın sarısı,
1 çorba kaşıgı pirinç unu,
1 çay bardagı toz şeker,
1 çorba kaşıgı nişasta,
2 adet çilekli krem şanti
2 su  bardagı soguk süt,

Üzeri için;
1 paket çilekli jöle
Krem şanti

HAZIRLANIŞI
Kek malzemesini bir kaba alıp mikserle çırpın. Kalp şeklindeki bir kek kalıbını yaglayıp,hamuru kalıba boşaltın. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 30-35 dakika pişirin. Soguduktan sonra kalıptan çıkarıp enine 2 parçaya kesin.
Krema çin,sütü çukur bir kaba alın. Üzerine yumurta sarısı,pirinç unu,tozşeker,ve nişastayı ilave edip,tel çırpıcı ile çırpın. Daha sonra bir tencereye boşaltıp ocaga oturtun. Sürekli karıştırarak muhallebi kıvamına gelene kadar pişirin. Ocaktan alıp sogumaya bırakın. Krem şantiyi sütle çırpın. Bir miktar krem şantiyi üzerini süslemek için ayırıp,soguyan kremaya yedirin. Kekin alt parçasInı servis tabagına alıp,üzerine kremanın yarısını yayın. Diger kek parçasını üzeine kapatın. Kekin üzerini ve yanlarını kalan krema ile kaplayın.
Jöleyi paketin üzerindeki tarife göre hazırlayın ve sogumaya bırakın. Ayırdıgınız krem şantiyi krema torbasına doldurup uç kullanarak pastanın üzerine ve yanlarına yıldızlar yapın. Üzerini minik kalp şeklindeki şekerlemelerle süsleyin. Buzdolabında 1-2 saat  bekletip,servis yapınız..
AFİYET OLSUN..

SEVGİ PASTASI

MALZEMELER;
Keki için;
3 adet yumurta,
1 su bardagı tozşeker,
2 su bardagı un,
Yarım su bardagı süt
1 paket vanilya,
1 paket kabartm tozu.

Krema için;
Bir buçuk su bardagı süt,
1 adet yumurtanın sarısı,
1 çorba kaşıgı pirinç unu,
1 çay bardagı toz şeker,
1 çorba kaşıgı nişasta,
2 adet çilekli krem şanti
2 su  bardagı soguk süt,

Üzeri için;
1 paket çilekli jöle
Krem şanti

HAZIRLANIŞI
Kek malzemesini bir kaba alıp mikserle çırpın. Kalp şeklindeki bir kek kalıbını yaglayıp,hamuru kalıba boşaltın. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 30-35 dakika pişirin. Soguduktan sonra kalıptan çıkarıp enine 2 parçaya kesin.
Krema çin,sütü çukur bir kaba alın. Üzerine yumurta sarısı,pirinç unu,tozşeker,ve nişastayı ilave edip,tel çırpıcı ile çırpın. Daha sonra bir tencereye boşaltıp ocaga oturtun. Sürekli karıştırarak muhallebi kıvamına gelene kadar pişirin. Ocaktan alıp sogumaya bırakın. Krem şantiyi sütle çırpın. Bir miktar krem şantiyi üzerini süslemek için ayırıp,soguyan kremaya yedirin. Kekin alt parçasInı servis tabagına alıp,üzerine kremanın yarısını yayın. Diger kek parçasını üzeine kapatın. Kekin üzerini ve yanlarını kalan krema ile kaplayın.
Jöleyi paketin üzerindeki tarife göre hazırlayın ve sogumaya bırakın. Ayırdıgınız krem şantiyi krema torbasına doldurup uç kullanarak pastanın üzerine ve yanlarına yıldızlar yapın. Üzerini minik kalp şeklindeki şekerlemelerle süsleyin. Buzdolabında 1-2 saat  bekletip,servis yapınız..
AFİYET OLSUN..

SEVGİ PASTASI

MALZEMELER;
Keki için;
3 adet yumurta,
1 su bardagı tozşeker,
2 su bardagı un,
Yarım su bardagı süt
1 paket vanilya,
1 paket kabartm tozu.

Krema için;
Bir buçuk su bardagı süt,
1 adet yumurtanın sarısı,
1 çorba kaşıgı pirinç unu,
1 çay bardagı toz şeker,
1 çorba kaşıgı nişasta,
2 adet çilekli krem şanti
2 su  bardagı soguk süt,

Üzeri için;
1 paket çilekli jöle
Krem şanti

HAZIRLANIŞI
Kek malzemesini bir kaba alıp mikserle çırpın. Kalp şeklindeki bir kek kalıbını yaglayıp,hamuru kalıba boşaltın. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 30-35 dakika pişirin. Soguduktan sonra kalıptan çıkarıp enine 2 parçaya kesin.
Krema çin,sütü çukur bir kaba alın. Üzerine yumurta sarısı,pirinç unu,tozşeker,ve nişastayı ilave edip,tel çırpıcı ile çırpın. Daha sonra bir tencereye boşaltıp ocaga oturtun. Sürekli karıştırarak muhallebi kıvamına gelene kadar pişirin. Ocaktan alıp sogumaya bırakın. Krem şantiyi sütle çırpın. Bir miktar krem şantiyi üzerini süslemek için ayırıp,soguyan kremaya yedirin. Kekin alt parçasInı servis tabagına alıp,üzerine kremanın yarısını yayın. Diger kek parçasını üzeine kapatın. Kekin üzerini ve yanlarını kalan krema ile kaplayın.
Jöleyi paketin üzerindeki tarife göre hazırlayın ve sogumaya bırakın. Ayırdıgınız krem şantiyi krema torbasına doldurup uç kullanarak pastanın üzerine ve yanlarına yıldızlar yapın. Üzerini minik kalp şeklindeki şekerlemelerle süsleyin. Buzdolabında 1-2 saat  bekletip,servis yapınız..
AFİYET OLSUN..

4 Şubat 2010 Perşembe

BAYATLAMAYAN POĞAÇA

.


Sevgili arkadaşlarım,blog dostlarım;
Size bugün bir üzüntümden bahsedecegim. 2 gündür ne yerdeyim ne gökte, çok kötü bir şey oldu. Baba yadigarım,benim için çok büyük maneviyat olan 8 yaşından beri, yani tam 30 yıldır bilegimden hiç ama hiç çıkarmadıgım künyemi kaybettim. Bir türlü bulamıyorum. Böyle bir şey nasıl olur anlayamıyorum. Kocaman künyeyi kaybetmeyi nasıl başarabildim. Çok ama çok üzgünüm. Çok seviyordum o künyeyi.
Ve en kötüsüde ne biliyormusunuz. ? Bir kaç gün önce bulaşık yıkarken bilegimden düsüverdı ve esım bana dönüp ''Cemıle ıstersen takma bak kaybolur falan çok üzülürsün'' demesi ve benım buna ragmen tekrar bilegime takmam. Ben gündüz kaybettım ve akşam eve geldıgınde benı aglarken gördugünde ne dese tahmın edesınız,''Cemile canım üzülme yenısını alırız ''sözleri. İnanın bagırsa ,çagırsa ,ben sana takma demedımmı dese hakkı var ve sanırım bana bu kadar dokunmayacak.
Sanki bir yerden çıkıverecekmiş gibi geliyor ama bu sadece mucize olur sanırım. O kadar bütünleşmişim ki künyemle her an aklıma geliyor,bilegimde yoklugunu hissediyorum ve aklıma birden künyemi kaybettiğim gelince hiçbir neşem kalmıyor,çok üzülüyorum.
Allahım! Nasıl kaybedebildim künyemi. Nasıl, nasıl,nasıl???Manevi degerının yanında maddı degerıde çok büyüktü tabiki. 54 gr cıvarı bır agırlıgı vardı. Sanırım, şimdi degeri 2.500 tl ye yakın. Tabıkı maddı degerıde buyuk ama ınanın , manevi degerı benım için öyle büyüktü ki 8 yaşımda dogumgünü hediyesiydi babamdan bana. Ben büyüdükçe babam da onu bilegime göre büyütüyordu. Ve işte bu zamana kadar geldi,dile kolay tam 30 yıl....
Şimdi tarifime geçeyim.
Malzemeler,
1 su bardağı sıcak süt,
1 su bardağı madem suyu,
1 su bardağı sıvıyağ,
1 paket yaş maya,
2 yemek kaşığı toz şeker,
1 yemek kaşığı tuz,
Aldığı kadar un,

Üzeri için,
1 yumurta sarısı,
Susam, çörek otu.

İç Harcı için,
Beyaz peynir,
İnce kıyılmış maydanoz

Hazırlanışı,
Mayayı sıcak sütle eritin.
Üzerine toz şeker döküp karıştırın.
10 dakika köpürene kadar bekletin.
Hamuru için gerekli malzemeleri ekleyip karıştırın.
Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edene kadar un ekleyip yoğurun.
Hamurun mayalanması için sıcak bir yerde üzerine nemli bez örterek 1 saat mayalandırın.
Hamurdan parçalar koparıp elinizle yuvarlayın, avcunuzun içinde bastırarak açın.
İçine iç harçtan koyup kenarlarını sıkıca kapatın.
Hazırladığınız poğaçaları yağlanmış fırın tepsisine dizin.
Poğaçaları tepside 10 dakika daha mayalandırın.
Üzerlerine yumurta sarısı sürüp, çörekotu serpin.
Önceden ısıtılmış 200 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
Afiyet olsun

BAYATLAMAYAN POĞAÇA

.


Sevgili arkadaşlarım,blog dostlarım;
Size bugün bir üzüntümden bahsedecegim. 2 gündür ne yerdeyim ne gökte, çok kötü bir şey oldu. Baba yadigarım,benim için çok büyük maneviyat olan 8 yaşından beri, yani tam 30 yıldır bilegimden hiç ama hiç çıkarmadıgım künyemi kaybettim. Bir türlü bulamıyorum. Böyle bir şey nasıl olur anlayamıyorum. Kocaman künyeyi kaybetmeyi nasıl başarabildim. Çok ama çok üzgünüm. Çok seviyordum o künyeyi.
Ve en kötüsüde ne biliyormusunuz. ? Bir kaç gün önce bulaşık yıkarken bilegimden düsüverdı ve esım bana dönüp ''Cemıle ıstersen takma bak kaybolur falan çok üzülürsün'' demesi ve benım buna ragmen tekrar bilegime takmam. Ben gündüz kaybettım ve akşam eve geldıgınde benı aglarken gördugünde ne dese tahmın edesınız,''Cemile canım üzülme yenısını alırız ''sözleri. İnanın bagırsa ,çagırsa ,ben sana takma demedımmı dese hakkı var ve sanırım bana bu kadar dokunmayacak.
Sanki bir yerden çıkıverecekmiş gibi geliyor ama bu sadece mucize olur sanırım. O kadar bütünleşmişim ki künyemle her an aklıma geliyor,bilegimde yoklugunu hissediyorum ve aklıma birden künyemi kaybettiğim gelince hiçbir neşem kalmıyor,çok üzülüyorum.
Allahım! Nasıl kaybedebildim künyemi. Nasıl, nasıl,nasıl???Manevi degerının yanında maddı degerıde çok büyüktü tabiki. 54 gr cıvarı bır agırlıgı vardı. Sanırım, şimdi degeri 2.500 tl ye yakın. Tabıkı maddı degerıde buyuk ama ınanın , manevi degerı benım için öyle büyüktü ki 8 yaşımda dogumgünü hediyesiydi babamdan bana. Ben büyüdükçe babam da onu bilegime göre büyütüyordu. Ve işte bu zamana kadar geldi,dile kolay tam 30 yıl....
Şimdi tarifime geçeyim.
Malzemeler,
1 su bardağı sıcak süt,
1 su bardağı madem suyu,
1 su bardağı sıvıyağ,
1 paket yaş maya,
2 yemek kaşığı toz şeker,
1 yemek kaşığı tuz,
Aldığı kadar un,

Üzeri için,
1 yumurta sarısı,
Susam, çörek otu.

İç Harcı için,
Beyaz peynir,
İnce kıyılmış maydanoz

Hazırlanışı,
Mayayı sıcak sütle eritin.
Üzerine toz şeker döküp karıştırın.
10 dakika köpürene kadar bekletin.
Hamuru için gerekli malzemeleri ekleyip karıştırın.
Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edene kadar un ekleyip yoğurun.
Hamurun mayalanması için sıcak bir yerde üzerine nemli bez örterek 1 saat mayalandırın.
Hamurdan parçalar koparıp elinizle yuvarlayın, avcunuzun içinde bastırarak açın.
İçine iç harçtan koyup kenarlarını sıkıca kapatın.
Hazırladığınız poğaçaları yağlanmış fırın tepsisine dizin.
Poğaçaları tepside 10 dakika daha mayalandırın.
Üzerlerine yumurta sarısı sürüp, çörekotu serpin.
Önceden ısıtılmış 200 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
Afiyet olsun

CEMİLECELEZZETLER   © 2008. Template Recipes by Emporium Digital

TOP